viskilerde

Hiç iyi değilim bu sana dördüncü kez kaybedişim 
          	O yalan gülüşlerini dördüncü kez fark edişim
          	Satırlarımı tam kalbine dördüncü kez park edişim 
          	Bu sana dördüncü ve son kez emek sarf edişim. 

viskilerde

Kim anlamış ki sen anlayacak sın
          Sen aşıksın bi kere o değil ki
          Aşk varya bu namussuz aşk 
          Gülün dikeni var diye üzülmekten ziyade
          Bir diken,çiçek açmış diye sevinmeye benzer 
          ilk bakışta değil,son bakıştadır aşk 
          Yani ayrılırken sana nasıl bakıyorsa 
          O kadar sevmiştir seni 
          işte bu kadar 

viskilerde

bir defa daha, soluğum üflercesine, onu üç kelimenin egemenliğine ilk günahım ,ilk kesiğim,ilk serpilişim diyerek seslendim.ses etmedi . Tek bir saniye, ufacık bir zamanı karşılamaya yetmeyecek kadar değersiz.
          varlık ve yokluk arasında , yokluğu meyleden küçücük bir saniye içerisinde titreyerek dizlerimin üzerine yükseldim . Uyanmadı "
          
          

viskilerde

kanlı memleketime,en engebeli coğrafyalara ve
          göğüsümü delik deşik eden o sınırlara rağmen ,
          şu kuytu sokakların duvar diplerine sinmiş yaşlar ve islere. avuç içleri hep terli hep nasırlı,hep sızlayan insanlar arasından,şehir sisliyken,evimin ve ellerimin çatlakları artıyorken üstelik
          

viskilerde

Gittim,caz dinledim.duke ellington'ın plağıyla kendini kesen kadınları gördüm...benim adım yok.çünkü ben yokum.delirdim yetmedi delirttim.iğrendirdim.dünya bendim, acıyı inceledim üniversitelerde.üç ayrı okulda,üç yıl. Sonra acıttım akademik kariyerleri ve tabiki kendiminkini . Ne çalışmak,ne de bir işe yaramak.Hiç birine inanmadım.
          Ben doğdum! Oysa güneş batıydı,ben geceye geldim,aya misafir oldum.. bunları söylüyorum çünkü anlatılacak başka bir hikayem yok.zaten yazma işlerinde de hiç bir zaman başarılı olamadım.ben daha çok, fırça ve boyalarla ilgilenendim . Ve dünyaya bırakabileceğim bir miras yok.