tersakort

Çok kırılırsın bazen. Sebebi olmaz, neye kırıldığını bile bilmeden kalbindeki ağrıyı hissedersin. Kolay tabii bir insanı kırmak. Sözlerinle, gözlerinle, yaptığın tek bir davranışı unutamaz yıllarca. Kalp kırıklığının yok bir tedavisi. Olsa da iyileştirmez keza. Cezası da yok zaten. Bence olmalı bir ağırlaştırılmış müebbet.

tersakort

Çok kırılırsın bazen. Sebebi olmaz, neye kırıldığını bile bilmeden kalbindeki ağrıyı hissedersin. Kolay tabii bir insanı kırmak. Sözlerinle, gözlerinle, yaptığın tek bir davranışı unutamaz yıllarca. Kalp kırıklığının yok bir tedavisi. Olsa da iyileştirmez keza. Cezası da yok zaten. Bence olmalı bir ağırlaştırılmış müebbet.

tersakort

Hayır, büyüyünce olamayacaksın o istediğin prensesi. Küçük oyuncak fincanlarda hayali bir çay yok artık, beş çayı vakti geçeli yıllar oldu.  
          Görmek istemiyorsun gerçekleri hayat çok toz pembe geliyor sana. Değil. En koyu renkler belki de hayatın asıl renkleri. Öyle göstermiyorlar mı zaten? Hayatın renkli tarafı sadece fragman. Siyah beyaz bir perde de bakmak zorunda kalıyorsun hayata. Gözün anca öyle açılıyor çünkü.Var mıdır seni gerçekten sen olduğun için seven biri? Birileri? Bir elin parmağını geçer mi? Umarım geçiyordur. Geçmeyince geçmiyor çünkü. Birilerinin sevmesine ihtiyaç yok aslında, sen kendini seviyorsan.Peki kendini bile sevemeyecek şeyler yaptıysan?  
          Seni seven insanları bile hayal kırıklığına uğratacak bir şey.  

tersakort

Eskiden sahil kenarında yürürken kayalıklara oturmuş saatlerce denizi izleyen insanları anlamazdım. Ne düşünüyorlar saatlerce derdim. Çok şey düşünüyorlarmış, geç anladım. Yaşadığın tek bir kötü an seni saatlerce, günlerce, aylarca belki de yıllarca çok uzaklara götürebiliyormuş. Orada kadar yalnızsın ki etrafında onca kişi olmasına rağmen aynada gördüğün kişiyle baş başa kalırsın yalnızca.  

tersakort

Kök salmaktan korkuyordum.  
          Hatta sadece bundan değil. Bir yerde fazla durmaktan, hayatıma fazla kişi almaktan, bir şeye ve bir kişiye fazla bağlanmaktan, bazen kendim olmaktan, kafamın içindeki eskimiş örümcek ağlarından bile korkuyordum.

tersakort

Kitap okumak istiyordum, uyumak istiyordum, yeni bir dizi izlemek ama diziyle bağ kuracağıma emin olmak istiyordum, emin olamadığım için yeni bir diziye başlayamıyordum, film izlerken sıkılıyordum, bilgisayardan oyun oynamak istemiyordum, ders çalışmak hiç hiç hiç istemiyordum, ama yazabilirsem aşkı yazabilmek istiyordum.

tersakort

İşin sonunda yaşaması yetmez mi Firuze? Yetmez. İlk fırsatta yeniden ölüme terk edilirler. Ne anlamı kalır ki? Hakkını kaybetti. Bana yardım etmesi için önce ömrü onun elinden geçen bir çiçeğe de, çiçeğe de çiçeğe bile değil, iyi bakması gerekiyordu.

tersakort

Hala çok düşünüyordum. Düşünmek hiçbir şey vermiyordu ama insana. Elle tutulur bir şekilde göstermiyordu hiçbir olayı. Bak şöyle olmuştu demiyordu. Şunları tut da düşme, hiç demiyordu. Düşünmek sadece yaşanılan şeyleri kendi elinle yoğurabileceğin bir hale getiriyordu. İstediğin şekle sokabileceğin kadar yumuşak ama seni içine hapsettiğinde çıkamayacağın kadar da boğucu oluyordu, tıpkı balçık misali. Bazı düşünceler de sadece sana bir dağ inşa ettiriyordu. Bazen aşıp geçemeyeceğin kadar büyük, bazen durup sırtını yaslayacağın kadar da varlığını sürdüren bir dağ oluyordu bu.

tersakort

Sürekli ama sürekli bir şeyleri sorgulayan insanlar bundan kurtulmanın en kolay yolunun en sonunda hiçbir şeyi düşünmemek olduğunu bilirler. Hiç ama hiçbir şeyi. Hava durumunu, somurtan insanların acabasını, söyledikleri cümlelerin tesirini, kırık yolları, bir yere varmayan yolları ve henüz olmamış yolları. Yürüyemedikleri o ihtimallerin sonucunu düşünmeyi bırakırlar en nihayetinde.