siirlergibi

"Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hâlâ kabul edemiyor musunuz? Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden her şeyi bırakıp kaçarlar. Hâlbuki mümkün olana kanaat etseler, hayallerindekini hakikât zannetmekten vazgeçseler bu böyle olmaz. Herkes tâbii olanı kabul eder, ortada ne hayal sükûtu ne inkisar kalır. Bu hâlimizle hepimiz acınmaya layıkız, ama kendi kendimize acımalıyız. Başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğunu zannetmektir ki ne kendimizi bu kadar büyük ne de başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız vardır."

siirlergibi

"Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hâlâ kabul edemiyor musunuz? Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden her şeyi bırakıp kaçarlar. Hâlbuki mümkün olana kanaat etseler, hayallerindekini hakikât zannetmekten vazgeçseler bu böyle olmaz. Herkes tâbii olanı kabul eder, ortada ne hayal sükûtu ne inkisar kalır. Bu hâlimizle hepimiz acınmaya layıkız, ama kendi kendimize acımalıyız. Başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğunu zannetmektir ki ne kendimizi bu kadar büyük ne de başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız vardır."

siirlergibi

“Gelme, diyecektim, geldin. İyi ettin geldiğine. Ner'deyiz? Bir şehir yanıyor, dikkat et. 
          Tutuşabiliriz, 
          işte ilk ateş gözlerine düştü, 
          sonra dudaklarına, 
          saçlarının arasına kıvılcımlar doldu ışıl ışıl. 
          Yanıyorsun, yanıyorum, yanıyoruz. Aramakla yetinsek bunlar gelmeyecekti başımıza. 
          Yine de memnunum, iyi ettin geldiğine. 
          Taş olup kalmaktansa ateş olup yanmak iyi. Ellerini ver, ellerini. 
          Öpüşmeye susadım. Tırnak uçlarından öpmeye başlayacağım seni. 
          Titreme, yanıyorsun.”

siirlergibi

"bütün gece istasyonda beklemiş. 'ömer,' dedim 'gel. eve gidelim, yengen bir yemek yapsın sana için ısınsın.' baktı gözlerime öyle, kendinden geçmiş belli. 'yok abi, gelemem.' dedi, inat etti. kızdım, azarladım gözü korksun da lafımı dinlesin diye ama nâfile, yemedi. 'gelir de göremezse beni, çok içerlenir, üzülür. kıyamam, onun gözlerindeki hüznün öznesi olmayı kaldırmaz kalbim.' dedi, neyse şu bu derken aldık götürdük eve. güç bela yemek masasına oturttuk ömer'i. kafamız dağılsın diye televizyon açtık, son dakika haberi. raziye'nin bindiği tren raydan çıkmış, karşı evden bir çığlık koptu. raziye'nin annesi fadimana çığrış çığrış. ömer'in gözlerine baktım. enkaz nedir, hayâl kırıklığı nedir, amansız beklemek nedir o ân öğrendim.

siirlergibi

raziye merhamet bozukluğu var sende, bilirim. ömer de bilir. eskiden yâr taşıyan bağrı şimdi hâr taşır oldu. en iyi o bilir merhametsizliği artık. ömer'in bağrında nice kışlar koğuşlandı, birinin eli değemedi o hâra. nice güzeller ağladı ömer'e, birinin gençliği erişemedi ömer'in bağrındaki yâra. ömer iyi bilir merhametsizliği raziye. ne kansız muallim çıktın başımıza der durur ömer. 
Reply

siirlergibi

“bozuk trenler gibi durdum bekledim, sefersiz akşamları öğrendim senden.”
Reply

siirlergibi

ah raziye, ömer'den kaçtığın yerlerde buluşacaksınız ömer'le. bu kayıtlara intihar olarak geçecek; tezat, ömer cennete sen cehenneme gideceksin. 
Reply

siirlergibi

"senden sonra çok değiştim ben leyla. o kadar değiştim ki herhalde tanıyamazsın görsen. beni seven herkesi kırıyorum, dinlemiyorum, umursamıyorum söylediklerini. bomboş yaşıyorum ben, ne söylediğimin farkındayım, ne insanların, ne sevdiklerimin... niye böyle biliyor musun? çünkü sen hep kafamın içindesin. leyla senin fikrin kafamın içinde bir hayalet gibi ve ben o hayaletle uyuyorum her gece. ne olur artık izin ver bana, ne olur yaşamama izin ver. tekrar birilerini sevmeme izin ver. ölemem ben, öldüremem kendimi leyla; babamı yalnız bırakamam. yanına gelemem leyla. çok uğraştım seni getirmek için ama yapamadım. ne olur izin ver, biraz mutlu olmak istiyorum sadece o kadar. sen yanımda ol yine, kal ama ne olur bana izin ver. 

siirlergibi

üçümüz birden sevinemez miyiz?"
Reply

siirlergibi

işte frida, ellerim titreye titreye son mektubumu yazıyorum sana. acı ki titreyen yalnızca ellerim değil. 
          haklıydın, bir parça huzur istemek insanoğlu için bir lükstür. ve yine haklıydın, en çok bağıranlar duyulmaz. bunu söylerken ben de bağırıyordum. beni anla.
          
          iyi dinle, frida. bu gece bağırmıyorum,yüzü yüzüne susuyorum. dedim ya; birbirini duymayan, birbirleriyle konuşmayan ki konuşsa da anlaşamayan insanların arasında yaşamak, insana ızdırap ve imtihan olarak yetiyor. frida, sokağın ortasında kimisinin basıp geçtiği, kimisinin ayaklarıyla tekmeleye tekmeleye sürüklediği bir taş gibi hissediyorum kendimi. bunu izah edemem. susuyorum, beni anla.
          
          frida kağıt yeşerdi, daha fazla nasıl devam ederim bilmiyorum. fakat şunu öğrendim, bazen dört duvar arasında yaşanılmaz, kalınır. beni anla.
          
          ve şu da buranın bir gerçeği, bazılarının ikinci bir şıkkı yoktur ve bu şıkkın yokluğu insanı yaşlandırabilir.

siirlergibi

sen gideli çok yağmur yağdı, epey çiçek açtı. önce gündüz oldu sonra gece. güneş ay'ı kovalamaya hızını arttırarak devam etti. uzmanlar kuraklık için uyardı,annem yaşlandı, babam gitti, anneannem öldü, kardeşim büyüdü. çok şey değişti anlayacağın. ben de değiştim, uzadım, kilo verdim, okumaya başladım, erteleme huyumu azalttım, empati daha çok kurar oldum. çok şey değişti anlayacağın. bir sen değişmedin bana göre,bir de içimde sahip olduğun kurak toprak. sen gideli her coğrafyada çiçek açtı. ben kuru kum oldum çıktım.