rabbim

sınanmamışlığın kibri var üzerimde. 

rabbim

Acı eşikte bekliyor, haberin olsun diye geldim. Seni izliyor, tutulmanı bekliyor, çakılmanı istiyor bi' uçurumdan aşağı. Tek derdi olan sen değilsin ya? Canın yansa ne yazar, çakıldığında göreceksin senden birilerini. Hadi durma, atlayıver, ölüver, iblisi mutlu ediver. Vazgeç kendinden, atıl eşikten. Canın yansa ne yazar? 

rabbim

kimseyi sevmek gelmiyor içimden. Bu gidişatın sonu ne olacak? Ya da bu son da ben olacak mıyım? Belki de son diye bir şey yoktur. Sonuçta hepimiz o'nun ışığıyla süslenmedik mi? O zaman neden karanlığa gidiyorsun? Aydınlık olan gerçekten sevgi olabilirmiş gibi... Cümleler başladığı yere bile geri dönebiliyorken, niçin biz olduğumuz yerde zamanın geçmesini arzu ediyoruz? 

rabbim

Çiçekler açtığında mı anlarsın baharın geldiğini? Yoksa baharın yaklaştığı sıralar, yabani çiçeklerin kokusunu birlikte soluduğunuz o kış çiçeğinin solmasıyla mı anlarsın bu ansızın vuran renklerle dolu hüsranı? 

rabbim

Papatyalarla dolu bir hükmün gölgesinde inzivaya çekilirken Olric çıkıp geldi. Bu hükmün herkese bir payı olacağının buruk fakat bir yandan bilinmezlikleriyle yanaştı yamacıma. Fısıltıyla konuşuyordu burada, bir daha uyanmayacakları uyandırmamak için. Tek bir söz düştü onun fısıltılarından yamacıma;

rabbim

"uyku vakti, efendim."
Reply