pollaeis

çoğalttım seni, yağmur gibi kendi iklimlerimde. 
          	gökkuşağına yeni renkler ekledim, 
          	adına sekizinci renk dedim. 
          	gözyaşlarım saydam, yüzüm sana kendi rengimdi.
          	
          	son biletiyle aşkın rengini çizdim gölgemde, 
          	takip ediyorken beni kendi suretinle. 
          	aynı renklere kardeş
          	iltica ettik
          	ruhumuzun sekizinci renginde. 

pollaeis

çoğalttım seni, yağmur gibi kendi iklimlerimde. 
          gökkuşağına yeni renkler ekledim, 
          adına sekizinci renk dedim. 
          gözyaşlarım saydam, yüzüm sana kendi rengimdi.
          
          son biletiyle aşkın rengini çizdim gölgemde, 
          takip ediyorken beni kendi suretinle. 
          aynı renklere kardeş
          iltica ettik
          ruhumuzun sekizinci renginde. 

pollaeis

anlayamadığım bir sebepten nabzım hızlanıyor. akhilleus bana binlerce, binlerce kere bakmış ama bu bakışında bir farklılık, daha önce görmediğim bir yoğunluk var. ağzım kupkuru, yutkunurken gırtlağımdan çıkan sesleri duyabiliyorum.
          beni seyrediyor, bekler gibi bir hali var.
          hafifçe ona doğru kayıyorum, belli belirsiz bir hareket. bir şelaleden aşağı atlamaya benziyor. o ana kadar ne yapacağımı bilmiyordum. öne doğru eğiliyorum, dudaklarımız sakarca buluşuyor. şişman arıların gövdelerine benzeyen, çiçek tozlarıyla sersemlemiş, yumuşak ve yuvarlak iki çift dudak. ağzının tadını alabiliyorum. sıcak ve yemekteki tatlıdan kalan ballı bir tat. midem bir takla atıyor, tenimin altında ateş gibi bir zevk damlacığı geziniyor.

pollaeis

pollaeis

şimdi bana kötülüklerden koruduğun şarkını söyle.
Reply

pollaeis

bir gül dikeni batıp çıkıyor kendime,
Reply

pollaeis

kırkikindi yağmurları gibi yağıp geçtin, kuytudan izledim seni, yılgın gözlerine yataklık eden gecede. kokun sindi küçük şiirlerime. kuş kıyımı bir sabah yolumu gözlüyor ve ıslığımda karanlık bir yokuş beliriyor, karla kaplı. sesler hüzün örgüsü. kelime eskiten öfkemle dönüyorum bıraktığım izlere. yakıyorum tüm ışıkları. düğüm düğüm geçiyor balıkçılar önümden sessizce. ateş ve toprak işte iki sevdalı, aralarından dilsiz su geçen. herkes ölümlü gece beklerken ben -güze sevdalı bir adam- neden vapur sesi özlemiyle yollardayım saat sıfır üçte? hangi kıyı, soluksuz kapımda? bu mu korku düzmece sessizlik? bulmacanın kara kutuları gibi cezalıyım. kuruyor ellerimde umutsuz bir güneş. 
          gece öldü. 
          ölüm öldü. 
          ben gördüm.