inzicarlar

insan kendine yakalanır, insan kendinden yaralanır. 

inzicarlar

ah kendimden bir çıksam, koşsam koşsam ve atlasam. 
Reply

inzicarlar

inzicarlar

Heyecan her yaşta güzel bir şeydir, ama her durumda sonu güzel bitmez. Tutkuyla atılan yanlış adımlar, insanı felakete sürükler. Bazen anlık heyecanlar, ömür boyu yük olur insanın sırtında, pişmanlık olur, utanç olur, vicdan azabı olur -ki çekmesi çok zordur. "Gençlikte olur." deyip geçilemez bazı şeyler. İnsanın koparıp atamayacağı bağları vardır; arkasını dönüp gidemeyeceği durumlar, inkar edemeyeceği borçları vardır. Bütün bunlar anlık heyecanlara feda edilemez... Hayat sadece anlık güzelliklerden ibaret değil, cehennemi de bu dünya da yaşar insan. Ben, yanlışlarımdan edindiğim tecrübelerle ikaz etmek istedim sadece.
Reply

inzicarlar

yüzüm bir gelecek atlası. başım önde dönüyorum bütün yürüyüşlerden. mavilik yitirdi hükmünü. ipi kopmuş bir boncuğum senden sonra. bedeni olmayan bir zaman, odalarda. canım ne kadar acıyorsa sözüm o kadar üşüyor. ömür hanım, şahgülüm, köroğlu'm... sana bir nefes olamayan şiirden de geçtim. 

inzicarlar

bir hayalciden başka hiçbir şey olmayı denemedim. bana dışarı çıkıp yaşamamı söyleyen insanları hiç umursamadım. hep benden uzak olan ve hiçbir zaman olamayacağım şeylere ait oldum. bana ait olmayan her şey, aşağılık dahi olsa, daima şiirle dolu gibi göründü. hep sevdiğim şey, saf hiçlikti.

inzicarlar

kendimi bütün ruhumla unutmanın uykusuna bırakmak istiyordum. unutmak mümkün olsaydı, unutmak sürekli olsaydı gözlerim kapansaydı da azar azar uykunun ötesine, mutlak hiçliğe gömülebilseydim, varlığımı artık hissedemez olacağım noktaya varsaydım, bir mürekkep damlasında, bir musiki ahenginde ya da renkli bir ışında erir giderdim ve sonunda dalgalar ve şekiller öyle büyürlerdi ki, hissedilemezin içinde silinir, yok olurlardı. o zaman dileğime kavuşurdum.

inzicarlar

sen, ey fısıltılı şarkı, ardında hesaplaşması bitmeyen bir tarçın kokusu bırakıp gittin ya, işte o geceden beri lanet okuyorum aklını çelen yıldızların puştluğuna. göz kırpmasalardı sana, düşmezdin gecenin idam etmeyi seven karanlığına. her cellat önce kendisinin katilidir, belletiyorum bunu kendime. bil ki hâlâ akıl erdirmeye çalışıyorum "yaşamak" denen bu sudan ve ateşten mürekkep oyuna.