Sonra konuşmamaya başlıyor, yüzündeki tebessüm yerini bıkkınlığa bırakıyor. Eve gitmeyi istemiyorsun, evdekilerden uzakken mutlusun. Kalsın diye yalvaramayacağın için, farklı konular açıyorsun. Ne yaparsan yap konuşmuyor, tepkileri düzgün değil. Gitmek için kalkıyor durduramamanın verdiği acıyla eve doğru yürüyorsun. Yerdeki metal şişeye tekme atıyorsun, sonraysa evin kapısının önünde bi kedi bulup onu seviyorsun. Aklın hâlâ arkadaşında, keşke daha uzun kalsaydım diyorsun. Hâlbuki gitmeyi sen değil, o seçmişti.