Sessizce bindim. Tuna da sürücü koltuğuna geçti. Amcam kafasındaki şişlikle caddenin ortasında öylece kala kalmıştı. Tuna gaza basıp hızla uzaklaşırken dikiz aynasından boğazıma baktı:
"Boğazın kötü görünüyor. Anlaşılan yine bela bulmuş seni."
"Seni unutmamı söylemiştin... Geri dönmüşsün," dedim ıslak saçlarımı geriye atarak.
"Külkedisi ilgimi çekti diyelim?"
Şaşkınlıkla yüzüne baktım. "Külkedisi ne demek?"
" Bir masal kahramanı... Deniz kızı gibi."
"Deniz kızı mı? O ne demek peki?"
"O da bir masal kahramanı."
Kafam daha da karışarak sordum: "Külkedisi miyim, Deniz kızı mıyım? Bir karar ver."
Araba, Silivri’deki o devasa malikanenin garajına girip durdu. Tuna emniyet kemerini çözüp bana doğru döndü. Kehribar gözlerini mavi gözlerime sabitleyerek yanıtladı: "Buna sen karar vereceksin."
Kaşlarımı çatarak gözlerinin içine baktım: "Peki sen... Sen hangi kahramansın?"
Dudakları hafifçe kıvrıldı, karanlık bir tebessüm belirdi yüzünde: "Bunu bilmemen senin için daha hayırlı olanı..."
AKANA: SUDA ERİMİŞ ZAMAN ⏳