hafnur-write

Gözlerindeki o sert şaşkınlık bir an dalgalandı. Yavaşça elini belime koyup beni kendine doğru çekti: "Demek beni tehdit ediyorsunuz küçük hanım?"
          	Gülümsedim: "Ne yapayım? İlk dansımı başkalarıyla yapmak zorunda kalacaktım yoksa."
          	Müziğin ritmiyle ileri geri adımlar atarken gözlerini gözlerimden ayırmadı: "Demek benimle ilk dansınız..."
          	"Evet, öyle... Peki siz? Bayağı iyi dans ediyorsunuz teğmenim."
          	"Ben hiç dans etmem," dedi düz bir sesle. Mimiklerini, duygularını inanılmaz bir ustalıkla gizliyordu.
          	Daha çok gülümsedim: "Benimle ediyorsunuz ama..."
          	O sırada kenardan Teğmen Deniz’in bize çatık kaşlarla baktığını fark ettim.
          	Targan kulağıma doğru eğilip cevap verdi: "Çünkü beni mecbur bıraktınız küçük hanım."
          	

hafnur-write

Gözlerindeki o sert şaşkınlık bir an dalgalandı. Yavaşça elini belime koyup beni kendine doğru çekti: "Demek beni tehdit ediyorsunuz küçük hanım?"
          Gülümsedim: "Ne yapayım? İlk dansımı başkalarıyla yapmak zorunda kalacaktım yoksa."
          Müziğin ritmiyle ileri geri adımlar atarken gözlerini gözlerimden ayırmadı: "Demek benimle ilk dansınız..."
          "Evet, öyle... Peki siz? Bayağı iyi dans ediyorsunuz teğmenim."
          "Ben hiç dans etmem," dedi düz bir sesle. Mimiklerini, duygularını inanılmaz bir ustalıkla gizliyordu.
          Daha çok gülümsedim: "Benimle ediyorsunuz ama..."
          O sırada kenardan Teğmen Deniz’in bize çatık kaşlarla baktığını fark ettim.
          Targan kulağıma doğru eğilip cevap verdi: "Çünkü beni mecbur bıraktınız küçük hanım."
          

hafnur-write

Sessizce bindim. Tuna da sürücü koltuğuna geçti. Amcam kafasındaki şişlikle caddenin ortasında öylece kala kalmıştı. Tuna gaza basıp hızla uzaklaşırken dikiz aynasından boğazıma baktı:
          "Boğazın kötü görünüyor. Anlaşılan yine bela bulmuş seni."
          "Seni unutmamı söylemiştin... Geri dönmüşsün," dedim ıslak saçlarımı geriye atarak.
          "Külkedisi ilgimi çekti diyelim?"
          Şaşkınlıkla yüzüne baktım. "Külkedisi ne demek?"
          " Bir masal kahramanı... Deniz kızı gibi."
          "Deniz kızı mı? O ne demek peki?"
          "O da bir masal kahramanı."
          Kafam daha da karışarak sordum: "Külkedisi miyim, Deniz kızı mıyım? Bir karar ver."
          Araba, Silivri’deki o devasa malikanenin garajına girip durdu. Tuna emniyet kemerini çözüp bana doğru döndü. Kehribar gözlerini mavi gözlerime sabitleyerek yanıtladı: "Buna sen karar vereceksin."
          Kaşlarımı çatarak gözlerinin içine baktım: "Peki sen... Sen hangi kahramansın?"
          Dudakları hafifçe kıvrıldı, karanlık bir tebessüm belirdi yüzünde: "Bunu bilmemen senin için daha hayırlı olanı..."
          
          AKANA: SUDA ERİMİŞ ZAMAN ⏳