PORNHUBSMM

          	Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Zaman sensin 
          	Zaman kadındır. İster ki 
          	Hep okşansın diz çökülsün hep 
          	Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına 
          	Bir taranmış 
          	Bir upuzun saç gibi zaman 
          	Soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi 
          	Zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken 
          	Sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi 
          	Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın 
          	Bu durdurulmuş zamanın işkencesi mavi çanaklarda kan gibi 
          	Bu göz susuzluğundan sen yürürken odada 
          	Bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini 
          	Daha beter seni kaçak 
          	Seni yabancı bilmekten 
          	Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan 
          	Tanrım ne ağırdır sözcükler. Asıl demek istediğim bu 
          	Hazzın ötesinde sevgim hiçbir zararın erişemeyeceği yerde bugün sevgim 
          	Sen ki benim saat-şakağımda vurursun 
          	Boğulurum soluk alıp vermesen 
          	Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın 
          	Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Her söz 
          	Dudağımda bir dilenen zavallı 
          	Acınacak birşey ellerin için kararan birşey bakışının altında 
          	İşte bu yüzdendir sık sık seni seviyorum deyişim 
          	Boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakca kalp kristali 
          	Kaba konuşmamdan gücenme benim. Bu konuşma 
          	Ateşte şu tatsız cızırtıyı çıkaran sudur o kadar 
          	Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Bilmem ben 
          	Sana benzeyen zamandan söz açmayı 
          	Bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm 
          	Tıpkı uzun bir süre garda 
          	El sallayanlar gibi gittikten sonra trenler 
          	Bilekleri sönerken yeni ağırlığından gözyaşlarının 
          	Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Korkuyorum senden 
          	Korkuyorum yanın sıra gidenden. Pencerelere doğru akşam üzeri 
          	El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden 
          	Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden 
          	Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Kapat kapıları 
          	Ölmek daha kolaydır sevmekten 
          	Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam 
          	Sevgilim.

PORNHUBSMM

Louis Aragon-Elsa'ya.
Reply

zihindegirdap

Günah ile kirlenmiş ellerini çeker mi boğazımdan?
          Kaçıp gizlenir mi yüreğimin gizli odasına?
          Yoksa gözlerimdeki ve kalbimdeki ateş onun eseri midir?
          Derler ki benliğinin katili geldi.
          O halde parçalanan yüreğimin yarası yeri artık neresi?
          
          -İsidor Amor.

PORNHUBSMM

          Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Zaman sensin 
          Zaman kadındır. İster ki 
          Hep okşansın diz çökülsün hep 
          Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına 
          Bir taranmış 
          Bir upuzun saç gibi zaman 
          Soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi 
          Zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken 
          Sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi 
          Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın 
          Bu durdurulmuş zamanın işkencesi mavi çanaklarda kan gibi 
          Bu göz susuzluğundan sen yürürken odada 
          Bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini 
          Daha beter seni kaçak 
          Seni yabancı bilmekten 
          Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan 
          Tanrım ne ağırdır sözcükler. Asıl demek istediğim bu 
          Hazzın ötesinde sevgim hiçbir zararın erişemeyeceği yerde bugün sevgim 
          Sen ki benim saat-şakağımda vurursun 
          Boğulurum soluk alıp vermesen 
          Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın 
          Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Her söz 
          Dudağımda bir dilenen zavallı 
          Acınacak birşey ellerin için kararan birşey bakışının altında 
          İşte bu yüzdendir sık sık seni seviyorum deyişim 
          Boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakca kalp kristali 
          Kaba konuşmamdan gücenme benim. Bu konuşma 
          Ateşte şu tatsız cızırtıyı çıkaran sudur o kadar 
          Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Bilmem ben 
          Sana benzeyen zamandan söz açmayı 
          Bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm 
          Tıpkı uzun bir süre garda 
          El sallayanlar gibi gittikten sonra trenler 
          Bilekleri sönerken yeni ağırlığından gözyaşlarının 
          Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Korkuyorum senden 
          Korkuyorum yanın sıra gidenden. Pencerelere doğru akşam üzeri 
          El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden 
          Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden 
          Sana büyük bir sır söyleyeceğim. Kapat kapıları 
          Ölmek daha kolaydır sevmekten 
          Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam 
          Sevgilim.

PORNHUBSMM

Louis Aragon-Elsa'ya.
Reply

PORNHUBSMM

          Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de
          Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm
          orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm
          Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde
          
          Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde
          Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer
          Yaz meleklerin eteklerinden bulutlar biçer
          Göklerin en mavisi buğdaylar üzerinde
          
          Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgar
          Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince
          Camın kırılan yerindeki maviliğini de
          Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar 
          
          Ben bu radyumu bir pekbilent taşından çıkarttım
          Benim de yandı parmaklarım memnu ateşinde
          Bulup yeniden kaybettiğim cennet ülke
          Gözlerin Perumdur benim Golkondum, Hindistan'ım
          
          Kainat paramparça oldu bir akşam üzeri
          Her kurtulan ateş yaktı üstünde bir kayanın
          Gördüm denizin üzerinde parlarken Elsa'nın
          Gözleri Elsa'nın gözleri Elsa'nın gözleri.

PORNHUBSMM

Louis Aragon-Elsa'nın gözyaşları.
Reply

PORNHUBSMM

Rüzgar eser, yağmur yağar, tilkiler üşür;
          Bir odun parçası aydınlatır ocağı.
          Anne ateşin önünde perişan,
          Anne ateşin içinde hür...
          Rüzgar eser, yağmur yağar, tilkiler üşür.
          
          Yağmurlar sırtıyla sırtımın arasındadır;
          Şarkılar dudaklarıyla dudaklarımın.
          Bin parçaya böldü beni bir divane sır,
          Sesi geliyor sesi günahkar çocukların;
          Şarkılar dudaklarıyla dudaklarımın arasındadır.
          
          Gönüller yanarak kavuşacaktı;
          Yüzdeki ıstırap, çile ocağı,
          Onun bu ocakta yanan toprağı,
          Bir gece rüyamda avuçlarımı yaktı,
          Gönüller yanarak kavuşacaktı.
          
          Benim gözlerim yeşildir, onun gözleri kara;
          Ben günah kadar beyazım, o tövbe kadar kara.
          
          *
          Annenin başı elleri arasında,
          Parmağında aydınlık günlerden kalma yüzük.
          Bir fotoğraf asılıdır duvarda:
          Aynaya, geceye, maziye dönük,
          Annenin başı elleri arasında,
          
          Bir tüfeğin burnu havadadır,
          Ateş almak üzredir, mermisiz.
          Ben bir küçük kızım, ben bir deli kızım,
          Siz beni ne anlarsınız siz!
          Bir tüfek ateş almak üzredir, mermisiz...
          
          Bir saman çöpüne tutunmuş kızların
          Eteğini ben çektim.
          NEyleyim göğsümü kara dağın sert rüzgarı doldurmuş,
          Annemden ilk sütü Gülce'de içtim.
          Ankara'ya, çatal dağa biz zindandan gün vurmuş:
          Az kalsın yerine ben ölecektim
          Bir saman çöpüne tutunmuş kızların...
          
          Kediler halıları parçalıyor,
          Kırmızı bir ışık düşüyor yere.
          Annenin dizinde derman yok,
          Annenin kafası iki parçadır.
          
          Hükmedemiyor insan ruhuna ateş,
          Rüzgar hükmedemiyor incecik perdelere;
          Kediler halıları parçalıyor.
          
          Ateşte sarı gül açan saksılar,
          Kızarmış bir ekmek gibi duruyor;
          Kulağıma garip sesler geliyor.
          Kuş yumurtasından çıkan insanlar
          Ahırda bir ata eğer vuruyor,
          Kulağıma garip sesler geliyor.
          
          Ben bir şarkı, ben bir tüyüm;
          Ben Meryemin yanağındaki tüyüm.
          Beni bir azizin nefesi uçurur,
          Kalbimde Allahın elleri durur.
          Cici ayaklarım iplikle bağlı,
          Ben onun sılası, kendimin gurbetiyim;
          Ben bir azizin hasreti,
          Ben Meryem'in yanağındaki tüyüm.
          
          Benim gözlerim yeşildir, evet evet, onun gözleri kara;
          Ben günah kadar beyazım, o tövbe kadar kara...

PORNHUBSMM

III. PİŞMANLIK VE ÇİLELER.
                  1952-Yaz.
Reply

gxsahr

sen olmadığın vakit büyük yalnızlığım var
          dalgaların kendini taştan taşa vurmaları
          sonbahar yıldızlarının sessiz sedasız çırpınmaları
          ve büyük yalnızlığım var

PORNHUBSMM

Bir lamba yanıyor, hafif ve sarı;
          Garip bir yolculuk, tren ve Gülce.
          Bir hançer bölüyor, ah, rüyaları:
          Bir rüya, bir hançer, bir el; ve, ve, ve...
          *
          Lambalar yanıyor, hafif ve sarı;
          Gece kar yağacak sabaha kadar.
          Toprakta et, kemik çıtırtıları.
          Yarı ölüleri bir korku tutar
          Değince bir taşa kafatasları.
          Ölüler ki yalnız tırnakları var,
          Ve yalnız burkulmuş diz kapakları.
          *
          Bir lamba yanıyor, hafif ve sarı,
          Açıyor elini göğe bir kadın.
          Uzuyor, uzuyor, uzuyor saçları
          Uğrunda ölen güzel kızların...
          *
          Bir lamba yanıyor, hafif ve sarı;
          Esmer delikanlı, hatıra ve kan.
          Yeşil gözlü kızın hıçkırıkları
          Sızıyor bir kapı aralığından;
          Lambalar yanıyor, hafif ve sarı.
          *
          Lambalar yanıyor, hafif ve sarı;
          Çocuklara açar mağaraları
          Gün görmemiş kuşlar ve örümcekler.
          İlan-ı aşk eden dil balıkları
          Aşina suları çabuk terkeder...
          
          Lambalar yanıyor, hafif ve sarı;
          Bakıyor ateşe, küle böcekler.
          Köpekler parçalar kanaryaları
          Mektupları bir boz ağaç kurdu yer.
          Baykuşlar ötüyor harabelerde;
          Yanıyor lambalar, hafif ve sarı.
          Bir kaza kurşunu bulur her yerde
          Süvarisiz şaha kalkan atları...
          Bir ruhun ışığı vardır göklerde,
          Lambalar yanıyor, hafif ve sarı;
          Ötüyor baykuşlar harabelerde.

PORNHUBSMM

II. ÖLÜM VE ÇERÇEVELER
                  1952, Yaz.
Reply

PORNHUBSMM

Bir lamba yanıyor, hafif ve sarı;
            Titriyor yıldırım düşmüş gibi yer.
            Bekledi arzuyla karanlıkları
            Anneler, babalar, erkek kardeşler.
            Ta içinde duyar ani bir ağrı,
            Bir hüzün şarkısı tutturur gider
            Anneler, babalar, erkek kardeşler.
            
            Lambalar yanıyor, hafif ve sarı;
            Her yatak dopdolu, bir yatak bomboş.
            Bir neşe şarkısı tutturur gider
            
            Birinci, ikinci, üçüncü sarhoş;
            Kurşunlar sıkılır göklere doğru,
            Serçe yavruları yuvada titrer.
            
            Lambalar yanıyor, hafif ve sarı...
            *
            Bir lamba yanıyor, hafif ve sarı;
            İnce yelkenleri alıyor yeller.
            Titretir kalpleri ve bayrakları
            Gemiden toprağa uzanan eller.
            Lambalar yanıyor, hafif ve sarı,
            Bir yosun köküne hasret kalacak
            Gizli hazineler, su yılanları...
            *
            İnce yelkenleri alıyor yeller;
            Bir lamba yanıyor, hafif ve sarı.
            Beyaz pelerinli hür tayfaları
            Kendine bağlıyor siyah kediler;
            Titriyor gönüller ve kara bayrak,
            Bir yosun köküne hasret kalacak
            Gemiden toprağa uzanan eller.
            Bir lamba yanıyor, hafif ve sarı.
            *
            Bir lamba yanıyor, hafif ve sarı,
            Garip bir yolculuk, tren ve Gülce.
            Bölüyor bir hançer, ah, rüyaları:
            Bir rüya, bir hançer, bir el; ve, ve, ve.
Reply

PORNHUBSMM

          Monna Rosa, siyah güller, ak güller;
          Gülce'nin gülleri ve beyaz yatak.
          Kanadı kırık kuş merhamet ister;
          Ah, senin yüzünden kana batacak,
          Monna Rosa, siyah güller, ak güller!
          *
          Ulur aya karşı kirli çakallar,
          Bakar ürkek ürkek tavşanlar dağa.
          Monna Rosa, bugün bende bir hal var,
          Yağmur iğri iğri düşer toprağa,
          Ulur aya karşı kirli çakallar.
          
          Zeytin ağacının karanlığıdır
          Elindeki elma ile başlayan...
          Bir yakut yüzükte aydınlanan sır,
          Sıcak ve minnacık yüzündeki kan,
          Zeytin ağacının karanlığıdır.
          
          Zambaklar en ıssız yerlerde açar,
          Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
          Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
          Işıksız ruhumu sallar da durur,
          Zambaklar en ıssız yerlerde açar.
          
          Ellerin, ellerin ve parmakların
          Bir nar çiçeğini eziyor gibi..
          Ellerinden belli olur bir kadın.
          Denizin dibinde geziyor gibi
          Ellerin, ellerin ve parmakların.
          
          Açma pencereni, perdeleri çek:
          Monna Rosa, seni görmemeliyim.
          Bir bakışın ölmem için yetecek;
          Anla Monna Rosa, ben öteliyim...
          Açma pencereni, perdeleri çek.
          
          Zaman çabuk çabuk geçiyor Monna;
          Saat on ikidir, söndü lambalar.
          Uyu da turnalar gelsin rüyana,
          Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar;
          Zaman çabuk çabuk geçiyor Monna.

PORNHUBSMM

I. AŞK VE ÇİLELER
                1952, İlkbahar.
Reply

PORNHUBSMM

Akşamları gelir incir kuşları,
            Konarlar bahçemin incirlerine;
            Kiminin rengi ak, kiminin sarı.
            Ah, beni vursalar bir kuş yerine!
            Akşamları gelir incir kuşları...
            
            Ki ben, Monna Rosa, bulurum seni
            İncir kuşlarının bakışlarında.
            Hayatla doldurur bu boş yelkeni
            O masum bakışlar... Su kenarında
            Ki ben, Monna Rosa, bulurum seni.
            
            Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa:
            Henüz dinlemedin benden türküler.
            Benim aşkım uymaz öyle her saza,
            En güzel şarkıyı bir kurşun söyler...
            Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
            
            Yağmurlardan sonra büyürmüş başak,
            Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
            Bir gün gözlerimin ta içine bak:
            Anlarsın ölüler niçin yaşarmış,
            Yağmurlardan sonra büyürmüş başak.
            
            Artık inan bana muhacir kızı,
            Dinle ve kabul et itirafımı.
            Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
            Alev alev sardı her tarafımı,
            Artık inan bana muhacir kızı.
            
            Altın bilezikler, o korkulu ten,
            Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne;
            Bir tüy ki, can verir bir gülümsesen,
            Bir tüy ki, kapalı geceye, güne;
            Altın bilezikler, o korkulu ten!
            
            *
            
            Monna Rosa, siyah güller, ak güller,
            Gülce'nin gülleri ve beyaz yatak.
            Kanadı kırık kuş merhamet ister;
            Ah, senin yüzünden kana batacak,
            Monna Rosa, siyah güller, ak güller!
Reply