sekizkursun

ateşe vermek istiyorum burayı. 

morteltheo

acılar sürekli olmaz.

sekizkursun

ateşe vermek istiyorum burayı. 

sekizkursun

ben gideceğim diye tutturursan seni burada tutmaya gücüm yetmez. ne yaparsam yapayım gidersin. hatta buradaymış gibi gidersin ki bu daha da kötü. kalmış gibi yapmaktansa gitmek daha iyidir. ama bana sorarsan sakın gitme. nasılsa tekrar geri gelirim diye gider insan, ama sonra dönebileceğin bir yer kalmaz. bırak dönebileceğin yeri, üzerinde yürüyebileceğin bir yol da kalmaz. gidip de dönen yok mudur? var elbette. bazılarının gitmesi de elzemdir. ama seninki böyle değil. gitme.

sekizkursun

itiraf.

morteltheo

barış'ın boynunu ısırmış ne tatlılığı amına koyayım?
Reply

sekizkursun

özgür sarhoşken çok tatlı oluyor.
Reply

sekizkursun

şimdi arkama dönüp baktığımda fark ediyorum, ne kadar tazeymiş yaralarım. ne kadar hazırmış kanamaya, ne kadar hazırmış kabuk bağlamaya. nasıl da bir çocuk gibi bekliyormuşum dönmeni, dönebilme ihtimalini, dönsen bile her daim hissedeceğim eski seni özlemeyi. aslında nasıl da iyi biliyormuşum dönmeyeceğini, gelsen de içimde koca bir dünya yüküyle yaşayacağımı. ama işte olay tam da şurası, bunlara rağmen neden istedim dönmeni, neden bekledim eski seni, neden istedim sevmeni. ben bilmiyorum. sen de bilme. artık seni tanımıyorum. artık beni tanıma.

sekizkursun

gel gör, bizim evde de her şey bıraktığın gibi; bir şey değiştirmedim, değiştiremedim. gelirsen diye terliklerini kapının ağzına bıraktım, iki senedir ayaklarını bekliyorlar. i ayna yüzünü, bardak dudağını, ellerim saçlarını, pencere gözlerini bekliyor. mutfakta, banyoda, koridorda, kitaplarda, tabaklarda, kapının kolunda bile yokluğunun izi... sen seversin diye antepfıstıklarını masanın üzerinde bırakmıştım, dün gece bir onlara baktım, bir kendime. çok fena saldık kendimizi canımın içi, çık gel karanlığından da topla bizi.

hiddenart7

içimde aşka dair pek az şey kaldı. 

hiddenart7

açıklayamayacağım diye ağlamamaktan, tükendim artık. 
Reply

hiddenart7

sevgi, 
            göze dolan yaşları
            bir çığ gibi
            büyüyene dek
            boğaza yuvarlamak değil.
            
Reply

hiddenart7

sevgi, sarılmaktır. sevgi, gözündeki yaşı yere düşmeden yakalamaktır.
Reply

sekizkursun

ben çocukken o kadar sessiz ağlardım ki bazen kendim bile fark etmezdim ağladığımı. çoğu zaman gölgelere saklanırdım. insanların içine çıkınca da hep şirin, o başı okşanmak istenen sevimli kız olurdum. ben hep kendimi nasıl sevdirebileceğimi düşündüm. hiç kimsen yoksa kendini sevdirmek zorundasındır. babalarından şikayet eden kızları can kulağıyla dinlerdim hep. benim kavga edecek bir babam olmadı. bana bağırıp çağıracak, sonra da pişman olduğunda gelip ne diyeceğini bilemeyecek bir babam olmadı. giydiklerime karışan bir babam olmadı. okuduğum kitapları, seyrettiğim filmleri, dinlediğim müzikleri gizlice kontrol eden bir babam olmadı. eve beş dakika geç kaldığımda başıma bir iş gelmiş olabileceğini düşünen bir babam olmadı. erkek arkadaşım olduğunu öğrendiğinde dünyası başına yıkılan bir babam olmadı. çevremin beni kötü yola düşürmeye çalışan adamlarla dolu olduğunu düşünen bir babam olmadı. bütün kızların vardı kavgalı olduğu bir babası ve hepsi bütün o kavgalardan sonra dönüp dolaşıp yine barışmışlardı babalarıyla. birbirlerini anlamış, her şeyi affetmiş, eski günlere dönmüşlerdi. çünkü bir kızın kalbi her zaman babasına aitti. babanın kalbi de kızına.benim hiç kalbim olmadı.