ruhasuikast

yeni doğmuş bir bebeğin tebessümünde seni görür gözlerim

ruhasuikast

yeni doğmuş bir bebeğin tebessümünde seni görür gözlerim

ruhasuikast

biz durduk, deli gibi esti, geçti seneler.

ruhasuikast

yenik düşüyor her şey zamana. biz büyüdük ve kirlendi dünya.

ruhasuikast

bilgimin kusuru sular gibi duru

ruhasuikast

hâlâ sağ olduğunun tek emaresi nefes aldıkça şişen göğsün

ruhasuikast

yitip gitme fikri doğuştan bizde

ruhasuikast

bekler sahilde meltem, içimde fırtına

ruhasuikast

bir defasında yüzümü avuçlarına almış, sanki yüzümdeki her bir seğirmeyi bile ezberler gibi parmaklarını yüzümde gezdirmiş, yüzümü kalbine nakşetmiş idi.

ruhasuikast

başıboşluk, amaçsızlık ve yolunu yitirmişliğin arasında “derbederlik” deyip geçiyor, içimdeki boşluğa bir teselli bulmaya çalışıyordum. rüzgâr idim de, ne yandan eseceğimi, ne yana eseceğimi bilemiyordum. içime doğru, iç dünyama doğru kendimle konuşuyor, kâinatı anlamaya çalışıyor, hikmetleri düşünüyordum. gördüğüm bütün varlıkların ve olup biten değişimlerin yumak yumak karmaşasının ardında kalıcı ve sürekli bir gerçeklik olduğunu düşünmek ve buna inanmak bana güç veriyordu. bu yüzden idi ki ilden ile dost soruyor, viranelerde, izbelerde yol izi arıyordum. ne çare, gittiğim yerlerde hep acı ve alemle karşılaşıyordum.
Reply

ruhasuikast

aklımda paslı bir çivi. her gün biraz daha içime yayılan sızı. elleriyle dokunduğu heybeye  yüzümü gömüp uyumak istiyorum. yorgan bedenimi dövüyor, gözyaşlarım uykumu kovuyor. belki bilmiyorsun, ama sesini duymayı, yüzüne bakmayı çok özlüyorum. rüyama girsen, bir kez gülümsesen bana. beni kendine alıştırdın da neden bırakıp gittin? yalvarırım bir kez gülümse bana.
Reply

ruhasuikast

uzun bekleyişlerin kalbe yansıyan ihtilalleri olur molla kasım. geceler boyu yanlız ve sessiz beklerken pek çok şeyi yeniden düşünür insan. hani, yabancı bir sesi duymak isteyen nöbetçi kulaklar, kendi iç sesini dinleye dinleye sabah eder ya. neler neler söylemedi içim o uzun bekleyiş gecelerinde, neler neler kurdum içimden, bilsen. şarap sarhoşu gece yarısında uyanır, ama saki'nin sarhoşu ta mahşer sabahında... gençtim. aşk şarabı beni de sarhoş etmiş, aşkın ateşi kalbimde tutuşmuştu. sarhoşluk veren şarabın aslında ateş olduğunu şarabın sakiye dönüşeceğini o vakit bilemezdim. rüyamda onu kucakladığımı görsem "Allah'ım ya bu rüyamı gerçek eyle ya da bu rüyadan beni hiç uyandırma." diye dua ederdim. ne çare mestlik yürekten gönüle, candan ruha yükseldiğinde, yıldızım güneşe durdu. yıldız ışığını güneşe verdi, ben de yıldızımı güneşte kaybettim.
Reply

ruhasuikast

velhâsıl, ziyan olduk ziyadesiyle