eraworld

"Bir adam kayboluyordur bir taşra sıkıntısıyla
          	Deriz ki, “şuram ağrıyor” bir de, “başım dönüyor”, “yanıyor avuçlarım”
          	Belki de bir çığlık mı bu, bu seziş, bu yakınma
          	Bir çığlık, hem de nasıl, katılmış, donmuş, yaşıyorcasına
          	Uzansak ellerimizde uzansak avuçlarımızda, bir çığlık
          	Nedir mi ellerimiz-korkunçtur bir elin bir köşesinde insan olmalarıyla-
          	Korkunçtur insan olmalarıyla kıyısında bir yüreğin
          	Kıyısında gibi yangından, çok karanlıktan geçilmez caddelerin
          	Ve korkunç anlamsız gözlerinde ha dünya ha bir park bekçisinin
          	Korkunçtur insan olmaları, bir ceset, suda bir şapka gibi sallanaraktan
          	Bitmeyen bir selam gibi, hastayken, inceyken, yalnızlıklarda aranan
          	Korkunçtur-bunu anlıyoruz-bir yüzün en çoğul beyazında
          	Korkunçtur insan olmaları güz ortalarında, eriyen türbe ışıklarında
          	Ve korkunçtur eriyip kaybolmaların bir köşesinde insan olmalarıyla
          	Korkunçtur korkunç!
          	Diyerek: ben kimim, kime anlatıyorum, neyi anlatıyorum ayrıca
          	Neyim ben, bu olanlar ne, ya kimdir tüketen isteklerimi
          	Tüketen kim. Hani görmeden daha, sezmeden her şeyin bittiğini
          	Ama ne zaman saçları kurularken çok eski bir alışkanlıkla
          	Çökerken üstümüze bir sözün, bir gümüş kupanın o sebepsiz inceliği
          	Ansızın bir ürperişte: bitti mi her şey bitti mi
          	Yoo, hayır! Öyleyse kimdir tüketen isteklerimi
          	Bir rüzgar, duyulup binlercesi birden bir rüzgar
          	Bırakıp giden beni bir kenara, bir uzağı, ya da bir boşluğu bırakır gibi
          	Ve ben ki hazırımdır bir süre unutulmaya
          	Ama hep sorulur gibidir benden: ben şimdi ne yapsam acaba.
          	Ben şimdi ne yapsam, ben şimdi ne yapsam kaç kere yalnız
          	Hem bunu kaç kere söylemek, ne türlü söylemek adına
          	Eskimiş fırçalarda, kırılmış şişelerde, tozlanmış ilaç kutularında
          	Okunmaz kitaplarda, uzaksı giyişlerde çocuksuz avlularda
          	Anlamsız kahvelerde, bir yolun çok ucunda, asılmış koyun butlarında
          	Ben şimdi ne yapsam, ben işte ne yapsam kaç kere yalnız
          	Kaç kere yalnız, ama kaç kere yalnız, gene kaç kere insan olmalarımla"

eraworld

@hunashanyrria Öyledir elbette <3
Reply

hunashanyrria

@ eraworld  zaten asıl güzel ve özel olan da bizim söyleyemediğimizi haykırmasıdır. Hayran olduğumuz kişiler hep bizim cesaret edemeyip söyleyemediklerimizi basbas bağırdığı için hayran olunası değil midir zaten...
Reply

eraworld

@hunashanyrria Değil mi ama, canımızı acıtsa da söyleyemediğimiz, içimizde patlayan birçok şeyi haykırdığı için çok çok güzel.
Reply

serfoni

insanların belki de görülmeyecek ve açılmayacak mektuplar yazması, birilerine hayranlık duyarak kendi kendini göremeden heba etmesi ne tuhaf ve acıdır. bu yüzden bu yazma vesilesini kaleminize bir övgü ile değil sevgiyi betimleyen zihninize bir selamla değerlendiriyorum. her şey için teşekkürler 

lwlqsae

sey slmm senin de diger yazarlar gibi cwkip gittigini dusundum ama buradaymissin yani umarim burdasindir :( lutfen chanbaek yazar misin artik yazan kalmadi... cuk caresiz kaldigimiz icin butun yazarlari darlamaya baslamak uzereyim... 

kimjoygin

Hoşgeldiiinn yeni gördüm geri geldiğini

eraworld

@kimjoygin Ben de öyle umuyorum :)
Reply

kimjoygin

@eraworld umarım kısa süreli değildir bu gelişin :')
Reply

eraworld

@kimjoygin Çokça hoş buldum  ki çiçeyiim <3
Reply