enkazetkisi

nasıl geçesim var aranızdan kara kediler gibi. sizi birbirinize düşüre düşüre, arzularınızı uyandıra uyandıra. zihinlerine şüphe tohumları ekmek, onları arzularımla sulamak, şehvetimle toplamak istiyorum. suratlarınızda ki dostluk maskeleri eriyor, sanıyorsunuz ki altında kimlikleriniz var. yok. biliyorsunuz. bileceksiniz. öğreneceksiniz. o gün her şey götünüzde patlayacak. aranızdan kara bir kedi geçecek. hakettikleriniz için üzüntü duymuyorum.

enkazetkisi

nasıl geçesim var aranızdan kara kediler gibi. sizi birbirinize düşüre düşüre, arzularınızı uyandıra uyandıra. zihinlerine şüphe tohumları ekmek, onları arzularımla sulamak, şehvetimle toplamak istiyorum. suratlarınızda ki dostluk maskeleri eriyor, sanıyorsunuz ki altında kimlikleriniz var. yok. biliyorsunuz. bileceksiniz. öğreneceksiniz. o gün her şey götünüzde patlayacak. aranızdan kara bir kedi geçecek. hakettikleriniz için üzüntü duymuyorum.

enkazetkisi

"Konuşma yeteneğim pek parlak değildir de. Bu son zamanlarda hep böyle oluyor: Bir şey söylemeye çalışıyorum, ama aklıma gelen kelimeler hep yanlış. Hatta kimi zaman söylemek istediğimin tam tersini söylüyorum. Düzeltmeye kalkışınca da daha beter oluyor. Sonunda ne diyeceğimi hepten şaşırıyorum ve başta söylemek istediğimi de unutuyorum. Sanki bedenim ikiye ayrılmış da birbiriyle kovalamaca oynuyor: İkisinin arasında kocaman bir sütun yükselmiş ve onlar birbirlerini yakalamak için sürekli dönüyorlar o sütunun çevresinde. Her zaman başka parçam var, söylenmesi gereken sözleri bilen, ama onu bir türlü ele geçiremiyorum… Beni anlıyor musun?"

enkazetkisi

bak. bak bana. yüzüm yüzüne dönüştü. dönüşmekten korktuğum her şeyim şimdi. bak bana. dönüştüğüm her şeye rağmen istedim ellerini tutmayı. dönüştüğüm her şey ile karışmak istedim sana, ellerine ve bununla yaslanmak istedim sırtına. sar ve hapset. korktuğum her şey ile yüzleştir. seninle. ruhum irtifa kaybındayken yükselemiyorsan eğer sende düş benimle. ilk defa tutmuştun ellerimi tanıyor gibi. sırtımda dağ gibi bir kalabalık. onca sesin, onca yüzün arasında yüzümü boynunun yanlızlığına döndüm. orman gibi dingin yüzün. ateşler kadar kor gözlerin. tut nefesini. ateşe ver her yeri, mühürle tüm yangın çıkışlarını.

enkazetkisi

+ şey yapıyorsun ya parmak çıtlatıyorsun. sigaranın izmaritini parmaklarının arasında döndürüyorsun. şey yapıyorsun, tırnaklarını dişlerinin arasında tıkırdatıyorsun. avuçlarını sıkıyorsun. acırsa gevşetiyorsun. sonra devam ediyorsun. acırsa gevşetiyorsun yine. senin acın nefes alıyor böylece. masada otuz yedi kez yırttığın o peçeteden anladım. senin öfkeni tanıyorum. kağıdı sekize katlar.

enkazetkisi

+ seni tanıyan bunu yapar. yüzüne değil, eline bakar. yüzündeki gülücüğe güveniyorsun ama şunu biliyorum, elin o kadar da sır tutmuyor.
Reply

enkazetkisi

- sen beni nasıl?
Reply

enkazetkisi

ben değil miydim her kavganın ve küfrün üstüne üstüne yürüyen. bir bıçağı boynunda bileyen. gözüme bakıp çektiğin tetiklerin sesini ezberleyen. sen mi öldüreceksin beni. bu saatten sonra sen mi keseceksin ipimi. allah’ın varsa, desene, hadi bir kez olsun, denesene.

enkazetkisi

beni böyle hor kullanma dedim, insan en nihayetinde taşmaz ırmak, tükenmez kalem, bitmek bilmez bi türkü değil. bir yerde düşerim, kaldıramazsın dedim. o çok büyük kayaları itip bağrımdan, bir çakıl taşında devrilirim, tutamazsın dedim. beni, niye kendime düşman ettiniz.

enkazetkisi

dünyayı bir ufkundan tutup, avuçlarımda buruşturup, bir taşa dönüştürmek, sonra da onunla alnımı yarmak istiyorum. allah’ım, şu iki günde yarattığın yeryüzü, bana yirmi senedir çok ayıp etti.

enkazetkisi

insanların üstünde parçaladığınız camları, alıp boynunuza sapladılar diye ağlıyorsunuz. ne yazık.

enkazetkisi

Allahım gerçekten la havle vela kuvvete illa billahil aliyyül azim

enkazetkisi

nuh'a haber eyleyin. gelsin de tufan görsün.