Öncelikle nereden, nasıl başlanır hiçbir fikrim yok. O yüzden direkt konuya gireceğim.
Aktif olmadığım süre boyunca çok ama çok sevdiğim bir insanı kaybettim. Üstelik bu kaybı, YKS sınavıma yalnızca 3 gün kala yaşadım. Psikolojik olarak çok zor dönemlerden geçtim ve hâlâ da geçiyorum. Mart ayında yine çok sevdiğim bir insanı toprağa vermiştim. Daha onun yokluğunu kabullenememişken aynı acıyı bir kez daha yaşayacağımı zerre kadar düşünmüyordum.
Evet, ölüm hayatın bir gerçeği. Ama ben nedense ölümü hep yaşlılara yakıştırdım. Ne çocuklara ne de ağzı süt kokan bebeklere ölümü hiç yakıştıramadım. Belki de bu yüzden Allah beni, hiç yakıştıramadığım yerden sınadı.
Bu süreçte yalnızca Saudade'yi değil kendimi de ihmal ettim. yaşayan ölüden farksızdım. Ve bu farksızlığın arasında Yeni bölüm tarihi verdiğimde bölümün henüz son düzlüğündeydim.
Yetiştiririm diye düşündüm. Aslında yetişirdi de. Ama elim bir türlü bölüme gitmedi. Çünkü verdiğim kayıp daha ağzı süt kokan canım yeğenim Efsan Mira'ydı. Vefatı çok ani olduğu için oldukça sarsıldım. Yeğenden çok kızım gibiydi çünkü.
Hal böyleyken Kitaptaki ana karakterin de onun adını taşıyor olması beni ne yazık ki kitaptan bir süre tamamen uzaklaştırdı. Dosyayı her açmaya çalıştığımda yazamadım, devam edemedim. Bu durumun sonsuza kadar süreceğini düşündüğüm bir gece ise bir anlık cesaretle dosyayı yeniden açtım. Yine yazamayacağım sandım ama yazdım. Bölümün çoğunluğunu bitirdim. Bu hafta içinde atmaya çalışacağım. Bu süreç boyunca sabırla beklediğiniz için hepinize teşekkür ederim.
Başsağlığı dileyecek olan herkese de şimdiden çok ama çok teşekkür ederim.
Şakasız'