gigirosed
Bir kadın Roma'da bir dilek diledi.
Ertesi gün Brüksel'de hayatının aşkıyla tanıştı.
Aylar sonra, başka bir kadın Bangkok'ta bir adama âşık oldu.
O zamanlar bunların birbiriyle hiçbir ilgisi olduğunu bilmiyordum.
Ben sadece kendi hayatını kurmuş bir avukattım. Aşk aramıyordum; hatta hayatımın oldukça iyi gittiğini düşünüyordum.
Sonra John çıktı karşıma.
İngilizdi. Yakışıklıydı. Etkileyiciydi. Ve nedense bütün bunlar bana son derece güven veriyordu.
Uçak biletleri, farklı ülkeler, uzun telefon konuşmaları, plansız seyahatler, bir yüzük ve geleceğe dair küçük hayaller... Romantik bir komedi için malzeme fazlasıyla yeterliydi.
Ta ki o mesaj gelene kadar.
O gün anladım ki bazı ilişkilerde asıl problem üçüncü kişinin ortaya çıkması değildir. Asıl problem, üçüncü kişinin siz kendi hikâyenizi yaşamaya devam ederken dünyanın bir diğer ucunda çoktan kendi hikâyesini yazmaya başlamış olmasıdır.
Benim hikâyemde herkes kendisini tek başrol sanıyordu.
Ben de.
Yalanlar, kilometreler ve kimsenin davet etmediği bir aşk üçgeni.
"Benim sandığım hikâyede, daha kimler vardı?"
Hoş geldiniz.