froni2026
- Reads 1,310
- Votes 146
- Parts 37
Evrenin hangi ücra köşesine giderseniz gidin, insan en nihayetinde o değişmez dürtüye mağlup olur: Ait olma arzusu. Adımlar nereye sürüklenirse sürüklensin, zihin hep sığınacak bir çatı, ruhunu sereceği bir ev arar. Yaşamın en ince, en zarif cilvesidir bu; var olduğunu kanıtlama biçimidir. İnsanoğlu, kurduğu her yuvayla ve sığındığı her limanla aslında koca bir sonsuzluğa haykırır:
*"Buradaydım. Bu evrende kendime bir yer edindim."*
Peki ya nereye giderse gitsin o evi bulamayanlar? Onlar, bu hayatın tozlu sayfalarından silinmeye mahkûm birer gölgeden mi ibaretti? Ben gibi...
Oradan oraya savrulan, sığınacak tek bir köşe arayan bu biçare bedenim; ne dört duvar arasına, ne de o görkemli konağın koca odalarına sığabiliyordu. Bastığım her halı, altında ezildiğim her tavan bana yabancıydı. Birilerinin soğuk bakışlarıyla kenara itelediği, varlığını bile görmeye tahammül edemedikleri bir fazlalıktım ben bu dünyada; fazladan bir nefes, göze batan bir gölge...
Tutkulu bir aşkın eteklerinden tuttum sandım,kaderime yazılı destansı bir aşkla yoğurmak istedim masalımı...
Bilemezdim kaderimin bana oynadığı hileli oyunu...