Meyyeee
"İster misin?" dedi Kral Aren, görüntüsüne göre tezat olan o kibar sesiyle.
"Neyi?"
"Dünyayı önüne sermemi."
-
Ben Mira'yım.
Beni hiç görmeyen insanlar bile nasıl göründüğümü biliyor.
Saçlarımın rengini, gözlerimin soğukluğunu, tenimin dokunulmazlığını...
Ve dillere dolanan güzelliğimi.
Sanki ben bir insan değilim de anlatılan bir şeyim.
Onlara göre bir masalım.
Ya da uzun sürmeyecek bir kehanet.
-
Bana "mucize" demişler.
Ama mucizeler genelde kurtarır.
Ben kimseyi kurtarmadım.
İnsanlar bir gün onları kurtaracağımdan bahsediyor.
Kurtaramazsam...
Bu sefer neden bahsedecekler, bilmiyorum.
-
Bu dünyada ejderhalar vardır.
Ve on sekiz yaşına giren herkes, bir gün bir ejderhanın onu bulmasını bekler.
Bazılarını bulur.
Bazılarını bulmaz.
Bulmadığında ise...
İnsanlar devreye girer.
Ama ejderhaların da kuralları vardır.
Bizimkilerden eski.
Bizimkilerden kesin.
Ejderhalar birbirine zarar vermez.
Veremez.
Eğer verebilselerdi...
Şimdiye kadar tek bir ejderha bile kalmazdı.
Bu yüzden ejderhalar, birbirlerinin kanına dokunmaz.
Savaşırlar belki.
Gösterirler kendilerini.
Ama kendi soylarını öldürmezler.
Bu denge...
Dünyayı ayakta tutan şeydir.
Ta ki biri çıkıp...
Bu dengeyi bozuncaya kadar.
Benim için de gelecekler.
Çünkü benim bir ejderham yok.
Henüz.
Ama benim bir yüzüm var.
Ve bazen bu, bir ejderhadan daha değerli görülür.
Sarayda bazı şeyler açıkça söylenmez.
Ama herkes bilir:
Eğer bir ejderham olmazsa...
Ben bir kraliçe olmayacağım.
Bir eş olacağım.
Kimin olduğu önemli değil.
Yaşı...
İsmi...
İsteyip istemediğim...
Hiçbiri sorulmaz.
Çünkü ben bir kişi değilim.
Bir çözümüm.
Ama bilmedikleri bir şey var.
Ben beklemeyi sevmem.
Ve eğer kaderim gerçekten yazılmışsa...
Onu okumakla yetinmem.
Yazarım.
Hatta gerekirse...
Yakıp yeniden yazarım.
Ve bir gün...
Benim ejderham geldiğinde bund