pinyata
!UYARI! Dark romance konseptinde yazıyorum.
Arya, Jess ile tanıştıktan sonra onu takıntı haline getirir ve bütün hayatını onunla ödeşmek ve sevgisini kazanmak için harcar. Bu yolculuğunda karşısına çıkan Valerian Mercer en büyük şansı ve şanssızlığıdır.
Peki Jess, başına gelmek üzere olan felaketlerin farkında mı? Bu tehlikeli ikiliye karşı tek başına başarılı olabilecek mi? yoksa onların kuklası mı olacak?
-ALINTI-
Dengemi kaybederek sırtüstü masaya çakıldım. Dizlerim masanın kenarından aşağı sallanırken, bacaklarımın arasına girip o iri, güçlü elleriyle boğazıma yapıştı. Zaten az önceki boğuşmadan dolayı nefes nefese kalmıştım; şimdi ise ciğerlerime hava gitmesi için resmen çırpınıyordum. Ellerim, boğazımı sıkan ellerinin üzerine kapandı. Ona yalvaran gözlerle baktım. Parmakları boğazımda hafifçe gevşedi ama üstüme daha da eğildi. Dudakları yüzüme teğet geçerken, o ölümcül ve pürüzsüz sesiyle fısıldadı:
"Tek anladığın şey şiddet, değil mi?"
Cevap vermedim, yüzümü yana çevirerek onunla göz temasımı kestim.
"Sonuçta... Babandan sadece bunu öğrendin."
Bu cümleyle birlikte başımı hızla ona çevirdim, gözlerimiz yeniden çarpıştı. Babamı nereden tanıyordu? Bu lanet olası adam kimdi?!
"Bırak beni!" diye bağırarak altından kurtulmak için çırpınmaya başladım.
Derin bir nefes vererek bu beyhude çabalarıma göz devirdi.
"Hâlâ anlamadın mı? Senin benden kaçma ihtimalin yok!"