BlueDreamsand1Cloud
Karanlığın en koyu yerinde, birbirine teğet geçen iki kırık hayat...
Biri, görkemli bir sessizliğin ortasında her gün kendi sonuna bir ilmek atan, ruhu morartılmış bir gölge. Sırtında taşınmaz bir yükle, zehrini bardağında biriktiren yalnız bir çocuk.
Diğeri, geçmişin yıkıntıları arasında 11 yıldır ölü bir umudun izini süren, dünü kaybolmuş, bugünü ise çoktan terk etmiş bir enkaz.
Bir fırtına koptu zihinlerinde; ne kimlikleri vardı geceye verdikleri, ne de isimleri... Sadece aynı uçurumun kenarında durduklarını fısıldayan soluk bir ekran parıltısı bağladı onları birbirine. Birinin sonu sandığı yer, diğerinin vazgeçtiği hayatın tam ortasıydı.
Biri ölüme biriktirdi çekirdeklerini, diğeri bir mucizeye tutunur gibi baktı o sarı saçlara. Bir yaraydı sundukları birbirlerine; ama zaman, o yaranın içinde saklı en büyük sırrı gizliyordu.
İki kayıp ruh, tek bir karanlıkta karşı karşıya geldiğinde; ölümün soğukluğu mu galip gelecekti, yoksa geçmişten sızan bir sıcaklık mı kurtaracaktı onları?
*"Her gün bir çekirdek düşer camın dibine... Ve bazı yaralar, sarılmak için sadece bir 'buradayım' fısıltısı bekler."*