Kitaplarım
2 stories
SANA KİMSE DOKUNAMAZ by Sudenuryldrm
Sudenuryldrm
  • WpView
    Reads 5,667
  • WpVote
    Votes 454
  • WpPart
    Parts 26
​"Beni öldürebilirsin, bıçağını bana da saplayabilirsin ama beni asla kendine aşık edemezsin!" ​Aras, sargılı olan sağ elini yavaşça kalbinin üzerine götürdü. Yüzünde, karanlığın içinden bile seçilebilen o takıntılı, pes etmeyen gülümseme vardı. Dudaklarını yavaşça oynattı. Sesi yoktu ama rüzgar onun o sessiz, tehlikeli kelimelerini odama kadar taşıdı: ​"Kendimi senin için parça pinçik ettim ufaklık... Şimdi söyle bana, bu kanlı aşkın karşısında daha ne kadar dayanabileceksin?" Ela, kendi küçük dünyasında KPSS'ye hazırlanıp hastanede kuracağı sakin geleceğin hayallerini kuran sıradan bir genç kızdı. Ta ki o gece yarısı, mahallenin karanlık ara sokağında işlenen o korkunç cinayete balkondan şahit olana kadar. Artık hayatı, elindeki gümüş sustalı bıçakla karşısında dikilen o tekinsiz adamın insafına kalmıştı: Aras. ​Aras; sarsılmaz, güçlü, tüm mahalleyi parmağında oynatan ama ruhu karanlığa teslim olmuş bir adamdı. Ela'nın bu sırra ortak olmasıyla birlikte, aralarındaki sessiz savaş başladı. Aras, genç kızın pencerelerini kapatmasını yasaklayarak onu her an izleyen bir ablukaya dönüştü. Ela, arkadaşının katili olarak gördüğü bu adamdan tüm ruhuyla nefret ederken; Aras, ona olan marazi aşkı yüzünden kendi ellerini duvarda parçalayacak kadar ona tapıyordu. ​Bir yanda kilitli çalışma odasının ardındaki sırlar, diğer yanda ise ilk kez kabuslarından ağlayarak uyanıp "Beni bu karanlıkta yalnız bırakma" diye yalvaran bir katilin çaresizliği... ​Nefretin sınırlarında dolaşan Ela, bu hastalıklı çekime ne kadar direnebilecekti? Kuralların mahallenin ara sokaklarında yazıldığı bu hikayede, duvarlar yıkılıp sargılar söküldüğünde geriye tek bir şey kalacaktı: Her şeyi yakıp kül eden, kaçınılmaz bir aşk.
KANIN LANETİ by Sudenuryldrm
Sudenuryldrm
  • WpView
    Reads 66
  • WpVote
    Votes 10
  • WpPart
    Parts 6
Ben Lina. On yedi yaşındayım. Ve insanlar beni "hasta kız" diye tanıyor. Ama bu hikâyede asıl sorun hastalık değil. Şehirlerde nefes alamıyorum. Kalabalıkta bayılıyorum. Ve her krizimde... sanki içimdeki bir şey uyanıyor. Beni ele geçirmeye çalışan bir şey. Ailem beni suçluyor. Annem beni sevmiyor gibi. Babam benden kaçıyor gibi. Ve ben... Buna alıştım. Ama en garip şey şu: Ormana girdiğimde iyileşiyorum. Sanki ilk defa "doğru yerdeymişim" gibi. Ve bu yüzden buradayım. Eski, karanlık bir evde. Ormanın hemen yanında. Ama ormanda yalnız değilim. Onlar var. Vampirler. Benim kanım onlar için bir ölüm. Bir damlası bile onları yok edebilir. Bu yüzden çoğu benden uzak durur. Çoğu. Çünkü bir vampir var. Diğerlerinden farklı. O beni öldürmüyor. Benden kaçmıyor. O bana bakıyor. Ve ilk defa... bir vampir, bir insana "açlık"la değil... "duyguyla" yaklaşıyor. Benim kanım onu yok etmiyor. Ama onu değiştiriyor. Onu canavar yapmıyor. Onu daha tehlikeli bir şeye dönüştürüyor: Bir aşka. Ben Lina. Ve bu hikâye sadece bir vampir hikâyesi değil. Bu hikâye... beni öldürmesi gereken birinin, beni neden korumak istediğinin hikâyesi.