pasmelly
Bir insan için, diğerinin hayatını altüst etmek ne kadar kolaydı?
Şiddetli bir rüzgarın şemsiyeyi ters yüz edivermesi aniydi mesela, sadece saniyeler alıyordu.
Mumun eriyip gitmesi ise kimseye fark ettirmeden yavaş yavaş oluyordu.
Peki ya yıllarca birbirine düşman olmuş iki insan?
Onların birbirini altüst etmesi mümkün müydü?
Buzdan sanılan bir kalbin alev alması mıydı altüst olmak?
Yoksa birini uçurumun başında bırakıp ona hayatı sorgulatmak mıydı?
Oysa her şey bir kadının sınıflarının kapısını çalmasıyla başlamıştı. Tiyatrodan bahsetmişti, bunun onları nasıl bir noktaya taşıyacağını bilmeden...
Sanat...
Sanat onlara asla uzak olmamıştı. Biri kendini renklerde ve fırçanın darbelerinde bulmuştu.
Diğeri ise notalarda ve titreşen tellerde...
Peki tiyatro?
Sanat bu sefer onları iyileştirecek mi yoksa onları kırıp paramparça mı edecekti?
~
"Bir gün tüm o maskelerden kurtulacaksın." Yüzümün her milimini inceleyen gözleri en sonunda gözlerimde durdu.
Kaşlarımı çattım yüzüme bir tebessüm peyda olurken. "O günü iple çekiyorum, biliyor musun? Şu tiyatro işi bitsin bir daha beni sahnede göremeyeceksin." Bir yandan da peruğumdan kurtulmam ile saçımdaki sıkı topuzu çözüyordum.
Başını yavaşça sağa sola salladı. Altın rengi saçlarının gölgesinde sanki bilmediğim bir şeyi biliyormuş gibiydi. Gözlerinin içindeki fırtınalara rağmen nasıl bu kadar sakindi? "Öyle bir maskeden bahsetmiyorum. Sadece sahneye çıktığında kurtulduğun maskeler, onlara ihtiyacın kalmayacak."
"Niye? Sen o kibirli, zorba zengin züppe maskesinden kurtulabildin de benim mi haberim yok?" diye sordum alayla. Bana doğru bir adım atarken hafifçe yutkundum. Elimi nereden geldiğini bilmediğim bir cesaret ile kalbinin üzerine yerleştirdim. "Yoksa içindeki o masum çocuğu artık hissetmiyor musun?"