mdnshrlll
William, sabahın ilk ışıklarıyla çatıya çıkmıştı. Elinde özel bir spreyle, yeni aldığı hassas bir yapraklı bitkinin üzerindeki tozları temizleyip onunla alçak sesle konuşuyordu:
"Seni buraya getirdiğim için kızgınsın biliyorum, rüzgar biraz sert ama alışacaksın. Biraz sabır..."
O sırada çatının ağır demir kapısı gıcırtıyla açıldı. Üzerinde hâlâ hastane üniforması, gözlerinin altı morarmış, saçları hafifçe dağılmış Est içeri girdi. İşten yeni çıkmış ve tek amacı rüzgarı hissetmek, bir sigara yakıp zihnindeki siren seslerini susturmaktı.
William'ı bir saksıya eğilmiş, bitkiyle fısıldaşırken görünce adımlarını durdurur.
"O sana cevap vermiyor, biliyorsun değil mi?"
William İrkilerek arkasına döner, elindeki sprey kutusunu düşürmekten son anda kurtulur.
" Cevap vermesine gerek yok, dinlediğini biliyorum."
Est Sigarasını paketten çıkarırken cebinde çakmağını arar
"Güzel. Çünkü bu binada yeterince gürültü var, bir de otların konuşmasını çekemem."
William Gözleri Est'in elindeki sigaraya ve çakmağa kayar, birden panikler
"Lütfen o dumanı Calathea'ma doğru üfleme! Yaprakları çok hassas, kimyasal nefreti var."
Est Dumanı bewusst bir şekilde gökyüzüne doğru üfler, William'a soğuk bir bakış atar
"Benim de uykusuzluğa alerjim var. Ve şu an benim zihnim de en az senin otun kadar hassas."