ayheluuuu
- Reads 1,997
- Votes 256
- Parts 7
On iki yaşında ilk kez kana bulanan Aras, savaş meydanlarında büyüdü. Her zaferi ona bir dilek hakkı kazandırdı; her kaybettiği gece ise ruhundan bir parça kopardı. Yirmi iki yaşına geldiğinde, krallığın en genç şövalye kaptanı olarak anılıyor, adı düşman ordularında bile fısıltıyla söyleniyordu.
Taht salonunda herkes onun toprak, altın ya da soyluluk isteyeceğini düşündü. Aras ise yıllardır biriktirdiği dilek haklarını tek bir tanesini bu cümlede harcadı:
"Veliaht prensin geceleri bana ait olsun."
Saray buz keserken, yaşlı kralın yüzündeki korku ilk kez görüldü. Çünkü Aras'ın dileği yalnızca bir adamı değil, krallığın üzerine çökmekte olan kadim laneti de uyandırmıştı. O geceden sonra sarayın koridorlarında gölgeler yürümeye, duvarlardan fısıltılar yükselmeye başladı. Ve herkes aynı soruyu sormaya başladı:
Aras gerçekten prensi mi istiyordu
Yoksa
Krallığı mı?