PearlandPeriwinkle
- Reads 2,573
- Votes 115
- Parts 24
Savaşta en büyük kayıp, canlar değil; geride bırakılan vicdanlardır. Bir yeminle başlayan bu yolculukta, emirlere itaat etmekle insan kalmak arasındaki o ince çizgide yürümek zorundaydılar. Toz ve barutun arasında kaybolan sadece bir şehir değildi; onların geçmişiydi. Şimdi tek bir soru vardı: Eve dönmek için ne kadarını feda edebilirler?
Silahlar sustuğunda bile kulaklarında çınlayan o emirle baş başalar: Hayatta kal ve unut.
Ama bazı şeyler unutulmak için fazla ağırdır. Silahların sustuğu o sağır edici sessizlikte, en çok da terk ettikleri o 'eski kendilerinin' çığlıklarını duydular. Bir zamanlar eve dönmeyi hayal ediyorlardı; şimdi ise eve döndüklerinde aynada görecekleri yabancıdan korkuyorlar.
Çünkü onlar için savaş, mermiler bittiğinde değil; asıl şimdi, o büyük sessizlikte başlıyor. Namluların gölgesinde onurlarını, sessizliğin ortasında ise vatanlarını savunuyorlar.
Görünür bir savaşın, görünmez kahramanlarıydılar. İsimleri hiçbir anıta kazınmadı, zaferleri hiçbir marşta kutlanmadı. Onlar sadece birer gölgeydiler; barut kokulu karanlığın içinde kaybolan, ama vatanın nefes alabilmesi için kendi nefeslerinden vazgeçen gölgeler...
Sahi, her şey bittiğinde... geriye senden ne kalır?