Anılar birer kaya gibi yükleniyor üzerime.Durmadan hesap soruyorlar benden.Tekrar tekrar aynı görüntler hafıza mı kanatıyor.Ve hep o yüz... Yüzdeki o gülümseme ömrümü ortadan ikiye bölüyor.Ne geriye dönebiliyorum,ne ileri gidebiliyorum.
Birden etrafımda koşan ayak sesleri duydum.
"John sen misin? " endişeyle seslendim.
Benim dışımda otoparka inebilecek bir tek John vardı.
Ses gelmedi. Ardından ayak sesleri arkamdan geçip gitti.
Sesler git gide uzaklaşmıştı. Korkuya kapılmıştım.
Ne olduğuna dair aklımda hiç bir fikir yoktu.
Cehennem cennete mi düşman yoksa dünyaya mı? Şeytan bir insana aşık olabilir mi? En karanlığın içinde bile masumluk bulmak, siyah ve beyazın eşsiz birlikteliğine şahit olmak ve birazda mitolojiyi değiştirmeye ne dersiniz?
Lisedeki ilk yılımdan sonra her zamanki Bodrum tatilinin düşüncesi, benim için fazlasıyla sıradandı. Ama sıradan olmayan bir şey vardı ki o da yan evdeki çocuktu. (Tüm hakları yastığımın altında saklıdır)
Bir insan nasıl kendi acısından zevk alabilir?
Soruyu düzeltiyorum;
Genç bir kız gölgede sürdüğü hayatına kendisinden daha karanlık bir insanı nasıl sokabilir?
-
"Şu akan kanı görüyormusun? İşte bu benim tek eğlencem."
"Biliyorum, benimkide sen olacaksın.."
-
DİPNOT: Bu hikaye kötü çocuk/masum kız tarzı bir hikaye değildir.
-
KORKU #1
PARANORMAL#1