hicran_qw
- Reads 253
- Votes 15
- Parts 10
Tam o sırada, salondaki kalabalığın arasından bir hışırtı koptu. Vrekkaş konağından kaçırılan ve Mevt'in canından sakındığı o şımarık kız kardeşi Avera, abisinin üstündeki o yoğun kan lekelerini ve kucağındaki o perişan halimi görünce daha fazla dayanamadı. Vahşi bir korkuyla, hıçkıra hıçkıra ağlayarak öne doğru fırladı.
"Abi!... Abi yalvarırım bırak onu artık, yapma!..." diye feryat etti Avera.
Mevt'in tek bir zifiri bakışıyla susan o şımarık kız, bu sefer korkusunu yenmişti. Koşarak abisinin yanına geldi; o narin elleriyle Mevt'in boşta kalan diğer koluna, o sert göğsüne sımsıkı sarıldı, yüzünü abisinin omzuna gömdü. Şimdi Mevt'in göğsünün bir tarafında canını kurtardığı öz kız kardeşi Avera, diğer tarafında ise kapkara abanın altında ecelini bekleyen ben vardım. Kardeşi onun kalbine sığınmıştı, bense onun insafına...
Mevt, kardeşinin göğsüne sığınmasıyla birlikte durmadı, adımlarına devam etti ama o an içimde, o sırılsıklam su yeşili geceliğimin altında öyle bir cümle düğümlendi ki kalbime, ruhumun parça parça söküldüğünü hissettim. Ayşegül annenin o acı dolu bakışlarına ve Avera'nın abisine sığınışına bakarken, içimden sadece şu sözler döküldü:
"Ne garip bir cehennemdi bu... Bir genç kız, kendisini dünyadaki tüm kötülüklerden koruyan kahramanının göğsüne başını yaslamış ağlıyordu; bense, beni dünyadaki tüm kötülüklerden koruyacak olan o kahramanın bizzat kendisinden korunmak için yine onun göğsüne sığınmış, ecelime yalvarıyordum..."
Gözlerimden akan o son tuzlu yaş damlası, dudaklarımdaki kanayan yarıktan sızıp Mevt'in gömleğine karışırken bilincim tamamen karardı. Kafam onun sert göğsüne cansızca düştü; geride sadece Ayşegül annenin feryadı ve Avera'nın bitmek bilmeyen hıçkırıkları kaldı